
2010 Dünya Kupası Analizi
Almanya - İngiltere :
Maç başlamadan önce biraz da Capello faktörü ile İngiltere'yi hem destekliyor hem de az bir farkla favori olarak görüyordum. Evet, ilk iki grup maçında çok kötü bir futbol sergilemişti İngiltere. Son grup maçında ise bu sefer biraz daha özverili, gayretli ama yine dağınık bir futbol ile üst tura çıkmıştı. Sonuçta kazanmak onlara son grup maçında yetiyordu, bunu başarıp gruptan çıktılar. Bence Capello'da o maç için; sistem, düzen, taktik kelimelerini pek düşünmemiştir, nasıl olursa olsun da maçı kazanalım diye planlar yapmıştır. Velhasıl İngiltere gruptan çıktı, üst turda da Almanya ile eşleşti.
İngiltere dünya kupası grup eleme maçlarında rahat maçlar oynamış, gruptan da zorlanmadan birinci olarak çıkmıştı. Herkes dünya kupasında 'kupa beyi' Capello'dan, hem düzenli, hem de iyi oynayan bir takım bekliyordu. Grupta ilk maçında Abd ile 1-1 berabere kaldılar ama kaleci Green'in yaptığı büyük hatayla bu maç bu şekilde bitti. Belki Green o hatalı golü yemese, İngiltere gruptan birinci çıkacak ve Almanya ile eşleşmeyecekti. Neyse boş yere nefesimizi yormayalım, maçın analizine geçelim.
Almanya ideal kadrosu ile çıktı maça, İngiltere de galip gelip gruptan çıkmayı başardığı Slovenya maçındaki kadrosu ile sahadaydı. Fakat bu sefer karşılarında Slovenya yoktu. Bu durum ilk dakikalardan itibaren net bir şekilde ortaya çıktı. Maç ilk beş dakikada her ne kadar ortada gibi gözükse de, Almanya daha düzenli, daha bilinçli bir oyun oynuyordu. 5.dakika Mesut ile maçın ilk tehlikesini yaşattı bize Almanya. 20.dakikadaki golü anlatmadan önce Upson adlı oyuncunun bu maç yanlış için bir tercih olduğunu belirtelim. Hem Terry ile uyumsuz hem ağır hem de pozisyon almakta zorlanan bir futbolcu Upson. Heralde kimse dünya kupası gibi büyük ve zor bir kupada, bir kalecinin asist yapmasını beklemiyordu. Hadi yaptı İngiltere defansı bu kadar mı aciz olur? Upson'un goldeki katkısını bu şekilde belirtmek istedim. Klose'de yılların golcüsü, böyle kocaman bir hatayı affetmez, affetmedi de. 31'de Klose net bir golü harcıyor ama üzülmüyor çünkü bir dakika sonra organize bir atakta Almanya ikinci golü buluyor, golün adı da Podolski oluyordu. Dakika 37'de gollük bir orta izledik, Gerrard çok güzel kesti, ikincisi ilki kadar açık olmasa da iki golde de hatası bulunan Upson skoru 2-1 yaptı. 39. dakikada -Capello ve bazılarına göre erken olsa da maçın kırılma anı- ilginç bir pozisyon izledik. Yıllar öncesine döndük. 1966'da İngiltere ev sahipliğindeki dünya kupasında, finalde Batı Almanya ile İngiltere karşı karşıya geliyordu. Normal süresi 2-2 biten maçın uzatma bölümünde İngiltere'den Geoff Hurst'ün vurduğu top önce üst direğe daha sonra yere düşüyor, topun tamamının çizgiyi geçmemesine rağmen maçın yan hakemi orta çizgiye koşuyor, orta hakem de golü veriyordu. İngiltere 4-2'lik skorla o gün dünya şampiyonu, o golde İngiltere'nin 3. golü oluyordu. Daha sonra her iki ülke üniversitelerinde araştırmalar yapıldı, yazılar yazıldı, tartışmalar sürdü gitti. Skor değişmemiş İngiltere dünya şampiyonu olmuştu. Dönelim tekrar 39. dakikaya, Lampard aşırtma bir vuruş yaptı, 44 yıl öncesinde olduğu gibi top yine Almanya üst direğine vurdu ama bu sefer açık bir şekilde(bir kaç metre) çizgiyi geçip kale içine düştü. O kadar ki top kale içinde üst ağlara hafif bir değer gibi oldu, hatta ağlar da açıkça uzun bir süre sallandı sallandı sallandı, sonra durdu. Capello ve Trt spikeri dahil herkes gol izledik diye birbirleriyle konuşuyorken, yan hakem bu sefer 44 yıl öncesinin karşıtı bir karar veriyor, orta hakem Larrionda da yardımcı hakemine uyup devam diyordu. Tekrar tekrar izlendiğinde ise pozisyonun bariz gol olduğu görülüyor, akıllar 44 yıl öncesine gidiyor, bazıları gülüyor, bazıları üzülüyordu. İlk yarı bu tartışmalar içinde bitti. İkinci yarı ise İngiltere'den hatırladığım tek pozisyon vardı. O da Lampard'ın frikiğinin üst direkten dönmesiydi. Geri kalan tüm dakikalar Almanya'nın dominantlığı altında geçti, gitti. Başka da bir şey yoktu. Şimdi yazımın son bölümüne geçiyorum.
İnce Çizgiler :
- Löw, Mesut Özil'i kullanmasını iyi bildi. Bu maçta da net bir şekilde belli oldu ki Mesut Almanya için anahtar rolde. Belki bazı anlarda hiç sahada yokmuş gibi veya etkisiz görünüyor ama Löw takım düzenini Mesut'un üzerinden kuruyor.
- Capello kötü bir dünya kupası geçirdi. Takımını oturtamamış, kupaya hazırlayamamış.(fiziksel ve mental olarak) İngiltere dağınık, kimin nerde oynadığı belli değil. Kabul edilebilir ki Ferdinand'ın olmaması büyük eksiklik ama İngiltere gibi bir takımın onun yerine mutlaka iyi birini geçirmesi gerekiyordu. Capello bu konuda bir B planı yapamadı.
- Capello kötü tercihler yaptı ilk 11'i için. Bu maçla ilgili konuşmak gerekirse, Milner'e uzun süre tahammül etti. Gerrard ancak çok çaresiz kaldığınızda sol tarafa koyabileceğiniz bir futbolcudur. Barry ise tam bir ön libero değil. Bir kesici özelliğini yansıtmıyor. Rooney çok formsuz ve yorgun onun yerine başka bir oyuncuyu koyup başka çeşitli varyasyonlar deneyebilirdi. Bunun gibi bir çok yanlış seçim sayabiliriz. Sabit düşüncelerle 11 kurmaya çalıştı Capello. Örneğin grupta son maçı bu kadro kazandı ama o gün rakip Slovenya idi. Şimdi Almanya, taktiğini, oyuncu tercihlerini rakibine göre değiştirmen gerekir. Hocalık, iyi hocalık bunu gerektirir.
- Turnuvadaki takımların önemli bir özelliği, her takımın ileride topu ayağında tutan, fizik gücü yüksek -bazıları güçlü - santrafora sahip olması. İngiltere inatla bu kurala aykırı hareket etti. Rooney bu görevi yapamadı çünkü yorgun, Heskey de bu görev için oldukça yaşlı ve azimsiz. Bu mevkide belki Crouch denenebilirdi diye düşünüyorum.
- İyi bir kalecinin bir takım için ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük. Kaleciye baktığında güven verecek, için rahat olacak. Bu gözle her iki kaleciye bir kere daha bakıp aslında bu farklı skorun en önemli sebebini görebiliriz.
- Gelelim Sir Alex Ferguson'un çıkardığı sonuca : " Avrupa'da, özellikle İngiltere'de, sezon zor geçiyor. Sezon sona erdikten 3-4 gün sonra ise oyuncular, milli takımına katılıyor. Ocakta bir aylık tatile girdiği için Almanlar, dünya kupasında herkesin beklediğinden daha iyi oynuyorlar."
Önemli bir noktaya değiniyor Sir. Aslında Ferguson bu uyarısının benzerini turnuva öncesinde de yapmıştı. Deneyimli hoca, İngiltere milli takımından çok fazla başarı beklenmemesi gerektiğini belirtip, Premier lig'de futbolcuların haftada neredeyse üç maç yaptığını ve turnuvaya bitkin ve yorgun bir şekilde gittiklerinin altını çizmişti. Bunu aslında gözlerimizle gördük maçlarda; Terry, Gerrard, Lampard ve Rooney gibi önemli futbolcular, sahada tel tel döküldü, aslında iyi şeyler yapmak istiyor ama ayakları gitmiyor gibiydi. Bir futbolcu için en acı durumdur bu. Çaresizliktir bir nevi.
- Bundan sonra ne olur; büyük ihtimal Almanya - Arjantin çeyrek finali olur. Capello ve İngiltere'de hotel rezervasyonlarının hesabını kestirip yavaş yavaş eve dönüş hazırlıklarına başlarlar.
Bir sonraki " Futbol'un Dili " bölümünde görüşmek üzere..
Hakan Tamtürk

