
FUTBOL'UN DİLİ 4
Süper Lig Yeni Sezon Analizi
Üç Takım ve Anadolu :
Geçen sezon hatırlanacağı üzere 2. Anadolu Devrimiyle bitmişti. Ligin son haftası Fenerbahçe kendi evinde Trabzonspor ile 1-1 berabere kalmış, Bursaspor'da Bursa'da oynanan maçta Beşiktaş'ı 2-1 mağlup ederek 26 yıl sonra Anadolu'dan şampiyon çıkmasını sağlamıştı. Daha sonra yaşanan diğer olayları ' Futbol'un Dili ' ile açıklamak biraz yetersiz kalır. İstenmeyen olaylar istenmeye dursun, geçen sezon Bursaspor bu ligin gediğini açtı ve diğer kulüpler için bunu bu sene sürdürmek çok önemli. Açıkçası sadece Bursaspor değil diğer Anadolu kulüpleri de bu durumun önemli bir parçası. Çünkü Bursaspor'un bu devrimi salt Bursa şehri ve takımını etkilemeyecek, bu bir Anadolu Devrimi'dir(2.) ki bunun sonucunda bunu sürdürme görevi diğer Anadolu takımlarının da asli görevidir. Artık Anadolu kulüplerinde top koşturan futbolcular şampiyonluğun imkansız bir olay olmadığını gördüler, kendi bulundukları takımlar için. Bu önemli bir aşamadır ve eğer Bursaspor'un yaptıkları dikkatle incelenir, örnek alınır ve hatta geliştirilirse, önümüzdeki beş sene içinde Anadolu'dan yeni şampiyon(lar) görebiliriz. Bunu duygusallık bağlamında söylemiyorum. Üç büyük(!) takımın ne kadar kötü yönetildiğini görmeyen kalmadı heralde, akılcı politikalarla yönetilen Anadolu kulüplerinin sayısının artışıyla ortaya attığım tezin başarılı olması yüksek ihtimal. Artık Anadolu takımları daha güçlü, artık Anadolu takımları 'şampiyonluk' kelimesini içinden değil dışından da söyleyebiliyor ve bunlara baktığımızda gelecek sezonun bir hayli zor geçeceğini öngörmek de kahinlik olmasa gerek. Üstüne üstlük alınan son kararla artık Lig Tv'de her hafta 9 canlı maç verilecek 3-4 güne yayılarak. Yani artık her hafta her takımın maçını insanlar televizyondan canlı olarak izleyebilecek. Sonuç olarak bu yıl Anadolu takımları için başarılı -şampiyon- olmanın şart olduğu bir yıl, zira bu şans kolay kolay yanıbaşımıza gelmiyor. Bu sözlerden sonra geçelim takımların yeni sezon için yaptığı çalışmalara.
Fenerbahçe geçen sezonu büyük bir travma ile bitirmişti. Beklenmedik bir şekilde kaybedilen şampiyonluk ve ardından yaşananlar tam bir kaos ortamını andırıyordu. Yeni sezona hazırlık sürecinin başında gönderilmek istenen Daum'un tazminat konusunda ısrarcı olacağı ilk başlarda pek tahmin edilmese de daha sonra açıkça görüldü. Tabi Fenerbahçe yönetimi Daum'a tazminat ödemek istemiyordu. İki tarafın inat tutumuyla Daum sağlık kontrolünden geçti ve yeni sezonda Fenerbahçe'nin başındayım mesajları vermeye başladı. Herkes 'Daum kalacak' kanısına varıyordu ki yönetim Daum'un gerçekten ciddi olduğunu anladı ve yıldırım operasyonuyla Daum'la tazminat konusunda anlaştı ve Fenerbahçe'de 2. Daum dönemi sona erdi. Bu süre zarfında Daum, kişisel özelliklerine tiyatroya yatkınlığı da ekliyordu. Bir süre takım sahipsiz kalsa ve çeşitli isimler medyada yer alsa da yönetim riskli bir kararla geçen sezona idari menejer olarak başlayan Aykut Kocaman'ı takımın başına getirdi. Kimilerine göre iyi kimilerine göre kötü olan bu karar sonrası Fenerbahçe'de büyük bir merak söz konusu. Aykut Kocaman'ın büyük bir camia olan Fenerbahçe'nin ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağı şüpheli. Bir de yapılan Stoch transferi takıma ne derece faydalı olur sorusu gündemde. Dünya kupasından gördüğümüz kadarıyla kumaşı iyi olan bir futbolcu, seri ama süratli değil, top tekniği iyi, becerisi var ama zayıf. Stoch, Dos Santos sendromu yaşayabilir. Yeni sezon hazırlık evresine karışık giren Fenerbahçe'de şuan sular durgun gibi. Derken taraftar gruplarının birer birer kendini feshetmesi durumu bu durgunluğu biraz hareketlendirdi. Yönetim bu duruma bir çözüm bulmalı zira sonu kötü olabilir. Ayrıca taraftar yeni transferleri de heyecanla bekliyor. Her gün bir çok isim ön planda ama şuana kadar netleşmiş bir transfer yok. Fenerbaçeyi bitirirken aslında bahsetmek istemediğim ancak değinmem gereken 'Malum Futbolcu' Guiza ve problemiyle ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum. Belçika kamp kadrosuna alınmayan İspanyol forvet oyuncusunu her fenerli gibi artık bende o forma altında görmek istemiyorum. Bir futbolsever olarak, bir izleyen olarak. Her fırsatta hem olay hem problem sınırlarını zorlayan bu oyuncuyla ilgili artık söyleyecek bir şey kalmadığını düşünüyorum. Allah aşkına bırakın ne hali varsa görsün.
Galatasaray kötü geçen iki sezonun ardından ne yaptığını bilmez halde. Özellikle geçen sezonun, yapılan flaş transferler ve Rijkaard ile kötü bir yerde bitmesine Uefa başarısızlığı da eklenince durumun vahimliği net bir biçimde ortaya çıktı. Gidecek-gitmeyecek tartışmaları arasında takımda kalan teknik direktör Rijkaard, ani bir kararla takımdan transfer olan Keita, artık Galatasaray'da kafasının rahat olmadığını açıkça söylemesine rağmen resmi bir teklif gelmemesi ve dolayısıyla takımda kalan(şimdilik) Arda, her sene başında alınan yabancı kalecinin sezon sonu gözden düşüp Galatasay'da hiç bir değerinin kalmaması, Servet-Elano belirsizliği, son yapılan Cana transferi ve getirileri ne olacak soruları, taraftarlar arasında hala beklentileri karşılayamayan transfer politikası ve son olarak da sihirbaz Haldun Üstünel'in istifa haberi. Sarı kırmızılılarda sorunlar bitecek gibi gözükmüyor ve bu sene mutlak şampiyon olmaları gerek çünkü son iki yıl çok başarısız bir görüntü çizdiler, ek olarak ligdeki başarısızlıklarını örtecek ne bir avrupa ne de bir kupa başarısı var. Bu kadar sorun, sıkıntı arasında belki ikinci dönem geçilecek Türk Telekom Arena stadı onlara biraz olsun merhem olur. Sonuç olarak altını çizmekte yarar var Galatasaray'da karışık ve kötü yönetilmeye devam eden bir büyük kulübümüz olarak varlığını sürdürüyor.
Mustafa Denizli olayıyla dalgalanan Beşiktaş yönetimi ilk defa kriz dönemizi az hasarla atlatmayı başardı bana göre. Takım patronluğuna Schuster getirildi. Bu biraz handikap olabilir. Beşiktaş'ın son dönemde getirdiği yabancı hocalara, yaptıkları katkılara, uğradıkları haksız tepkilere ve kulüpten ayrılışlarına bakınca neden bahsettiğim anlaşılabilir heralde. Umarım bu sefer aynı hata yapılmaz ve gereken sabır ve süre Schuster'e verilir. Zira bu isimli hoca Çarşı grubunun sevebileceği bir karaktere sahip. İspanya ligi'nden tanıdığımız teknik direktör; disiplini, azmi, ani-sert-heyecanlı çıkışları ve demeçleriyle belki de iyi dikiş tutturabilir taraftarlar arasında. Beşitaş uzun süredir eksik olan kanat bölgelerine Quaresma ve Hilbert transferlerini yaptı. Bence ikisi de önemli ve kaliteli oyuncular. Schuster gibi bir hoca, kendisinin de ilk beyanlarında belirttiği gibi bu futbolculardan iyi faydalanmanın yollarını biliyordur. Keza hem Quaresma hem Hilbert iki kanatta da oynayabilen oyuncular. İnönü stadının eşsiz atmosferi ile birleşince bu iki oyuncunun, özellikle Quaresma'nın iş yapacağı kanaatindeyim. Deplasmanlarda ne yaparlar, işte onu bilemem. Bu yeni hoca için de geçerli. Bu sene ligin diğer sezonlara oranla daha zor geçeceğini göz önünde bulundurursak kötü geçecek ilk 5-8 hafta arası yönetimin kararlı bir duruş sergilemesi lazım. Bu zamana kadar bu konuda pek bizleri tatmin etmeyen Beşiktaş yönetiminin tavırları Beşiktaş'ın bu seneki başarısını direkt olarak etkileyecektir. Zira aynı hataların bu yönetim tarafından tekrarlanması vahim aynı zamanda radikal sonuçlar doğurabilir.
Trabzonspor şampiyon olmuş gibi bitirdi geçen sezonu. Kupa şampiyonluğuna, Fenerbahçe'nin lig şampiyonluğunun engellenmesi ve 96 yılının bir nevi intikamını alması eklenince, doyasıya kutladı bunu Trabzonspor. O sevinçleri düşünüyorum da, bu takım gerçekten şampiyon olsa kim bilir neler olur? Aslında Trabzonspor'u, yönetimi, Şenol Güneş'i ve futbolcuları bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istiyorum burada. Bursaspor'un şampiyon olması artık Trabzonspor'un dolan limitini, taraftarında dolan sabrının bir göstergesidir. Özellikle geçen sene yaşanılanlara bakacak olursak artık Trabzon taraftarını şampiyonluktan başka hiç bir derece kesmez. Bu çok açıkça görülüyor. Bu yüzden çok dikkatli olmak zorunda olan bir yönetim gerekiyor şimdi. Bunu görebiliyor muyuz? Kısmen. İyi bir kadrosu var Trabzonspor'un ama buna mutlaka eklemesi gereken mevkileri görünce, transfere ihtiyacı olan bir kadrosu olduğunu söyleyebiliriz. Sağ bek ve forvet mevkisine yapılacak transferler önemli bir yer tutuyor bu politikada. Makukula ismi öne çıkıyor haberlerde, bence başarılı olabilir. Çünkü hem ligimizi iyi tanıyor, hem iyi bir golcü, hem de Trabzonspor'un yıllardır özlemini çektiği, ihtiyacı olan pivot santrafor özelliklerine sahip. Yönetimin kulübün şartlarını zorlamadan, uygun koşullarda transfer yapacağız sözlerine ise katılmıyorum. Eğer taraftarına üç kulvarda da başarılı olacağız diyebiliyor, şampiyonluk kelimesinden sık sık bahsedebiliyorsan, şartları zorlamalı, uygun koşullar olmazsa yaratmalısın. Ancak böyle başarılı olabilir Trabzonspor. Yönetimin bu zamana kadar gösterdiği performans vasat bu konuda. İkinci kamp dönemi bugün başlayan Trabzonspor'un transferleri hızlıca yapılmalı ve gelecek futbolcular bu kamptaki hazırlık maçlarına yetiştirilmelidir. Aslında konuşacak konu fazla ama torpil geçmemek için burda bitiriyorum ve bir isme dikkat çekmek istiyorum; Yattara. Eğer futbola aç, başarıya aç, kaptanlığı kaldırabilecek, olgunlaşmış, güçlü Yattara, eskiden olduğu gibi yeteneklerini sahaya yansıtma konusunda azimli Yattara ile birleşirse bu sene onun sezonu olabilir. Bu yüzden yazımın kapağına Yattara ve Quaresma resimlerini koymayı tercih ettim. Eğer onlar da isterse bu sene bu iki özel yetenekli kanat oyuncusunu çok konuşabiliriz. Başarılı ve iyi yönleriyle tabi.
Bursaspor, yaptığı transferlerle şuanda şampiyonlar ligi'nde mücadele edebilecek bir kıvama hala gelmedi. Bire bir o seviyeye gelebileceği zaten şüpheli ama 2-3 daha kaliteli, daha önce bu deneyimi yaşamış, anahtar oyuncular alırsa onlar için daha iyi olabilir. Ne Vederson ne de İnsua o kapasite değiller ama takım oyununu sahaya iyi yansıtan Bursaspor'u düşündüğümüzde Ertuğrul Sağlam'ın onlardan iyi yararlanabileceğini düşünüyorum. Çünkü bunu gerçekten iyi yapıyor Ertuğrul hoca. Ayrıca Sercan, Ozan ve Volkan'ı ellerinde tutmaları da(şimdilik) onlar için büyük transferler sayılabilir. Gaziantep, Tolunay Kafkas ile anlaştıktan sonra transfere gaz veren kulüplerden. Aldıkları oyuncuları özellikle son transfer Arjantin'li Sosa ve Emre Güngör'ü Tolunay hoca geçen sene var olan iskelete iyi harmanlarsa kaliteli ve güçlü bir takım çıkabilir ortaya. Eskişehir mevcut iskeletini korudu, uzun süredir uğraştıkları Batuhan'ı bonservisiyle birlikte almayı da başardılar. Rıza Çalımbay zaten güçlü olan takımını iyi bir hazırlık dönemiyle daha da üst sıralara taşıyabilir. Zira iddialı Anadolu takımlarından bir tanesi Eskişehir. Artı olarak iyi bir taraftarı ve bando ekibi var. Ligin belalı takımı İstanbul Büyükşehir Belediye yine sessiz-sakin. Genelde bonservisi elinde olan futbolcularla anlaşan İBB'de, Abdulah Avcı faktörü bu sene de önemli bir yer kaplayacak gibi. Zirveye oynamaları tabi ki zor ama her takım fikstürde İBB maçlarının yanına soru işareti koymaya devam edecek bence. Yılmaz Vural'lı Kasımpaşa ligimizin yine renkli takımlarından bir tanesi olmayı sürdürebilir. Özellikle her hafta 9 canlı maçlı yeni sezon en fazla onlara yarayabilir ve tabi ki bize. Göze hoş gelen futbolunu insanların televizyondan izleyebileceği düşüncesi Kasımpaşa'lı oyuncuları daha da motive edebilir. Bence maçları her hafta istikrarlı bir şekilde izlenecek nadir takımlardan birisi. Üstüne bir de Yılmaz Vural'ı eklersek, heralde en fazla reytingi onlar alabilir. Antalyaspor, Necati'yi ellerinde tutmanın verdiği güçle çıkacak karşımıza. Mehmet Özdilek takımını iyi hazırlarsa Antalyaspor'da ligimizin dişli ekiplerinden birisi olabilir. Takımı nerdeyse tümden yenilenen Bucaspor'un neler yapacağı merak konusu. Oturmaları için zamana ihtiyaçları var ama geçen sezon başında Ziya doğan-Diyarbakır uyumu gibi bir uyumu Bülent Uygun sağlarsa, Bucaspor'un alışma zamanı erkene çekilebilir. Açıkçası lige bu sene yükselen Karabük ve Konya'dan sonra, yeni sezonda performansı merakla beklenen bir diğer kulüp Bucaspor. Konyaspor'da Ziya Doğan faktörünü unutmamak lazım ama bunun bir şartı olarak iyi giderken takım bırakma huyunu bir kenara koyarsa bu sene iyi bir Konyaspor izleyebiliriz. Normal şartlarda en zayıf halkalardan gözüküyor. Sivasspor ve Manisa geçen sezonun şanslılarından. Bu yüzden bu sene onlar için yine küme düşüp-düşmeme savaşı olabilir. Diğer Anadolu kulüpleri arasında geri kalan takımlardan onlar da. Gençlerbirliği'nin iyi bir hocası var. Alman Doll bu sene daha iyi işler yapabilir. O da sabredilip Türkiye'de ikinci sezonunu aynı kulübüyle yaşayacak bir isim, transfer ettiği oyuncular isim sahibi olmasalarda, Gençlerbirliği dikkat edilmesi gereken bir takım. Ankaragücü, dünya kupası başlamadan Vittek'in bonservisini almakla zaten büyük bir adım atmıştı. Arkasından bir kaç iyi transfer daha yaptılar.(Uğur, Hürriyet, Aydın) Sezona iddialı giren, güçlü takımlardan biri olan Ankaragücü'nde heralde tek soru işareti Ümit Özat'ın durumu olacak. Yeni bir hoca ve ilk deneyimi. Ne kadar başarılı olup, teknik direktörlük baskısını(hem de Türkiye'de) ne derece kaldırabilecek? Kayserispor, teknik direktörlüğe Şota'yı getirdikten sonra 7-8 oyuncuyu kadrosuna kattı. Geçen sene stadının da vermiş olduğu havayla güçlü bir görüntü çizen Kayserispor, bu sene performansı merakla beklenen takımlar arasındaki yerini alıyor. Yine de zor bir deplasman olacaktır.
Başta da belirttiğim üzere, güçlenen Anadolu takımları İstanbul büyüklerine kafa tutma işini bu sene abartabilirler. Zira onlar için çok önemli bir sezon. Trabzonspor, Bursaspor, Eskişehirspor, Antalyaspor, İBB, Kasımpaşa, Gençlerbirliği, Ankaragücü, Kayserispor, Gaziantepspor gibi takımlar güçlü ve mücadeleci kadrolarıyla üst sıralara oynayacaklardır. Aralarından bu sezon çıkabilecek yeni bir şampiyon, üç büyükler için ciddi manada 'Fetret Devrinin' başladığını gösterir. Umarız da öyle olur. Anadolu'nun başarısı ligimizin başarısıdır çünkü. Son olarak Avrupa kupalarında oynayacak takımlarımıza başarılar diliyorum. O konuyu da bir kaç hafta sonra özel olarak ele alacağım.
Bir sonraki " Futbol'un Dili " bölümünde görüşmek üzere..
Hakan Tamtürk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder